29 Kasım 2025 Cumartesi

Rezilyans

Merhaba sevgili dostlarım, nasılsınız? Biz iyiyiz, dilerim sizler de iyisinizdir. Bu kitabı daha önce sizlerle paylaşmıştım. Kitaba başlayıp sonra bırakmışım, haksızlık etmişim doğrusu. Hem duygularımızı yönetebilmeyi hem de öz şefkati öğretiyor. Mutlaka alıp okuyun, pişman olmayacaksınız. Öz şefkat, öz eleştiriyi engellemiyor yalnızca kendinizi acımasızca eleştirmenizi, kendinize haksızlık yapmanızı engelliyor. Elinizde başka bir kitap varsa bırakın, buna başlayın, pişman olmayacaksınız. Altını çize çize okuyorum, size de öneririm. Yeniden görüşünceye dek dostça kalın.

26 Kasım 2025 Çarşamba

Yüreğime Yolculuk

Bu ilham verici gerçek yaşam öyküsünde Anita Moorjani, dört yıl kadar kanserle savaştıktan sonra vücudunun çökmeye başlayışını ve içinde her yere yayılan kötümcül kanser hücrelerine yenik düşüşünü anlatıyor. Organları işlevlerini yitirdikten sonra komaya girip sıra dışı bir öte dünya deneyimi yaşıyor ve bu sayede kendi değerinin ve hastalığa yol açan esas şeyin farkına varıyor. Bilinci yerine geldikten sonra hızlı bir şekilde iyileşiyor. Vücudunda kansere dair hiçbir iz kalmıyor ve birkaç hafta içinde hastaneden taburcu ediliyor. Bu kitapta Anita, Hong Kong'daki çocukluk anılarına geri gidiyor. Kariyerini inşa etme girişiminden ve hayatının aşkını bulmasından bahsediyor. Onu hastalığa götüren unsurlarla, tıbbi açıklaması olmayan hastane deneyimini anlatıyor. Çin ve İngiliz kültürlerinin içinde yaşayan geleneksel bir Hintli ailesi olan Anita, küçüklüğünden itibaren kültürel ve dinsel göreneklerle çevriliymiş. Etrafındakilerin beklentilerini karşılamaya çalışarak hem de kendi yolunu çizme mücadelesi vererek geçirdiği yıllardan sonra, öte dünyada bir şeyler yaşıyor ve sonucunda, kendi kendini iyileştirme gücüne sahip olduğunu ve evrende daha önce hiç hayal etmediği mucizeler bulunduğunu anlıyor. Yüreğime Yolculuk'da Anita hastalık, iyileşme, korku, "sevgi olmak" ve insan olmanın gerçek ihtişamı hakkında öğrendiklerini içinden geldiği gibi paylaşıyor. Bu kitap, aslında vücutlarımızın içinde insan olma deneyimi yaşayan ruhani varlıklar olduğumuza, hepimizin aslında bir olduğumuza kanıt niteliğinde! (Tanıtım Bülteninden) * Bu kitabı sevgili arkadaşım Çiğdem Kitap Kulübü whatsapp grubunda paylaştı, okumamızı önerdi. İyi okumalar sevgili dostlarım.

31 Ağustos 2025 Pazar

Kendi Kendine Psikoterapi

Hepimiz zorlanıyoruz. Aile, iş, okul, ilişkiler ve bunlara benzer gündelik hayatın akışı içerisindeki birçok faktör zaman zaman stres ve üzüntü kaynağı olabilir. Fakat tüm bu stres ve üzüntüyü yönetmek ya da sadece kendimizle yeniden bağlantı kurarak ruh sağlığımıza dikkat etmek için daha fazlasını yapmak mümkün. Kendi Kendine Psikoterapi, profesyonel terapi için yeterli kaynak ve fırsat bulamadığınız durumlarda size, ihtiyacınız olan desteği daha ulaşılabilir kılmak için yazılmış interaktif bir rehber olarak elinizin hemen altında. Özsaygınızı nasıl artırabilirsiniz? Sağlıksız alışkanlıklardan nasıl kurtulabilirsiniz? Kaygıyı doğru yönetme biçimleri nelerdir? Kendi Kendine Psikoterapi içerdiği birçok terapist tarafından onaylanmış ipuçları ve egzersizler ile, daha mutlu ve sağlıklı bir “siz”i keşfetmenize ve kendinizi anlamanıza yardımcı olacak. “Bazen hayatımızdaki kötü dönemleri atlatmak için biraz desteğe ihtiyaç duymamızda bir sakınca yoktur. Sadece bu düşüşün geçici olduğuna ve yakında yükselişin geri geleceğine inanın. Kimsenin her şeyi çözemediğini de unutmayın; mutluluk önce bunu kabul etmekle gelir.” (Tanıtım Bülteninden) *Çok güzel bir kitap, alıp okumanızı şiddetle öneriyorum.

24 Nisan 2025 Perşembe

Birini mi Özlüyorsun?

Elini uzat. Kırık ya da soluk bir ilişkiyi yeniden canlandır ya da bu ilişkiye uygun bir dille hoşça kal de! Herkesin faydalanması için anlaşılması kolay, yol gösterici ve önemli bir kitap. Line Crump Horsted Özlediğin fakat artık görmek istemediğin bir aile üyesi veya arkadaşın var mı? Yoksa hâlâ görüşüyor ancak eskiden sahip olduğun açıklığı ve duygusal bağı artık hissedemiyor musun? Bu kitap; yeniden bir ilişki kurmak, geliştirmek veya sonlandırmak istediğinde yardımcı olabilecek çeşitli yollar sunuyor ve birçok farklı duruma uyarlayabileceğin stratejileri aktarıyor. Kitabın sonunda, eski iletişimini özlediğin kişiye karşı adım atmak için ne kadar istekli olduğunu ölçen bir test bulacaksın. Ilse Sand; uluslararası Bestseller olan “Sevmeye Kendinden Başla” kitabının yazarıdır ve psikoterapist olarak görevini sürdürmektedir. Çok çok özlediğim ve görüşemediğim dostlarla sağlıklı bir biçimde vedalaşabilmek aldım bu kitabı. Çünkü vedalaşma gereken ilişkiler de var, kabullenmek ve yeniye yer vermek gerekiyor.

9 Nisan 2025 Çarşamba

Dağınık Zihinler

Çocuklarımızı sevgi dolu bir güven ortamında yetiştirmek için elimizden geleni yapan ebeveynler olarak halihazırda hissettiğimizden daha suçlu hissetmemizin hiç lüzumu yok. İhtiyacımız olan şey daha az suçluluk. Bir de ebeveynçocuk ilişkisindeki kalitenin çocuklarımızın gelişimi için nasıl kullanılabileceğine dair farkındalığımızın artması. Dağınık Zihinler bu tür bir farkındalığı cesaretlendirmek için yazıldı. Modern psikoterapi deyince dünyada akla gelen ilk isimlerden biri olan Gabor Maté, bu defa dikkat eksikliği bozukluğunu (DEB) odağına alıyor. Kendisi de dikkat eksikliği bozukluğu teşhisi konmuş biri olarak bu konuyu çevreleyen mitin doğrularını ve yanlışlarını ortaya koyuyor. Çocuk gelişiminde ilişki ve güven temelli bir yaklaşımın inceliklerini anlatarak sadece DEB’li çocuğu olan ebeveynlerin ve DEB’li yetişkinlerin değil, her ebeveynin faydalanacağı bir rehber sunuyor.

Vücudunuz Hayır Diyorsa

Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.

Normal Efsanesi

Sağlık söz konusu olduğunda “normal” dediğimiz şey nedir? Ya da normalleştirmek? Önceden anormal olan bir şey radarımıza yakalanmasın diye türettiğimiz bir şey midir normalleştirmek? Bu durumda normal, “burada görülecek bir şey yok, tüm sistemler sağlıklı bir şekilde çalışıyor, daha fazla araştırmaya gerek yok” anlamına geliyor. Oysa modern psikoterapi deyince tüm dünyada akla gelen ilk isimlerden biri olan Dr. Gabor Maté için durum hiç de böyle değil. Maté hâkim “normal” algısının yanlış olduğunu, bu algının travma ve stresi, modern hayatın bedenlerimiz üzerindeki etkisini tamamen göz ardı ettiğini söylüyor. Tüm uzmanlığına ve teknolojik gelişmelere rağmen Batı tıbbı insanı bütünlüklü bir şekilde ele almada sık sık başarısızlığa uğruyor; bugünün kültürünün, bedeni nasıl strese soktuğunu görmezden geliyor, duygusal dengeyi hakir görüp bütün sorumluluğu bağışıklık sistemine yüklüyor. Gabor Maté, oğlu Daniel Maté ile yazdığı bu kitapta; karşılanmayan gelişimsel ihtiyaçların, stresin ve travmanın fizyolojik etkilerinin izini sürüyor, bizi hasta eden şeylerle ilgili efsaneleri çürütüyor, bireylerin marazları ile toplumun gittikçe azalan refahı arasındaki noktaları birleştiriyor, böylece ortaya sağlık ve iyileşme üzerine şefkatli bir rehber çıkıyor.

14 Mart 2025 Cuma

İyileştiren Alışkanlıklar

Yenidem merhaba sevgili dostlarım. Bugün, size bir kitap bir de kitabın günlüğünü önereceğim. Evet, kitabın adı "İyileştiren Alışkanlıklar". Günlüğün adı da iyileştiren alışkanlıklar günlüğü. Önce onu okumaya gereksinmem olduğunu fark ettim. Her şey rata duran kitabıma ve günlüğüme göz atmakla başladı, okumaya başladım. Siz dostlarıma da öneriyorum, mutlaka alıp okuyun pişman olmayacaksınız. Olumlu alışkanlıkları kazanmanıza yardımcı olduğu gibi olumsuz alışkanlıkları da bırakmanızı sağlıyor. Kitap çok güzel, günlük te istikrarlı bir biçimde alışkanlıklarınızı yönetmenizi sağlıyor. Ben, set olarak almıştım. İyiki de öyle almışım. Çok çok güzel gerçekten.
Sevgili dostlarım yeniden görüşmek üzere sevgiyle kalın.

5 Mart 2025 Çarşamba

Tanrıça Kadınlar

Bir Tanrıça Kadın olmanın tüm sırlarını okumaya hazır mısın? Gerçek bir Rahim Kadın olursan, efor sarf etmeden, hayatındaki ilişkini düzeltme gücüne sahip olursun. Erkekler senin için yarışırlar. Sen uğraşmazsın. O erkek, senin yanındayken, doğal olarak evrilir, şifalanır. O erkek tarafından adanmışlıkla sevilirsin. Işıltın kendiliğinden artar, etrafında dikkat çekersin. Hem de doğal olarak, özel bir şey yapmadan. Sadece bedenin için değil, ruhun için de beğenilirsin. Erkekler, seni yok etmek, küçültmek, batırmaya çalışmak yerine, seninle birlikte yücelebilmek için uğraşmaya başlar. Her Tanrıça Kadın gibi gençleşirsin. Bu dünyada geçirdiğin yıllar, basit bir rakamdan ibaret olur. Cinsellikte ise hazların en yükseğini yakalamaya başlarsın. Böylece, bu hazzı sana verebilecek erkekler, sana doğru mıknatıs gibi çekilmeye başlarlar. Sıradan, alışılmış ilişki problemleri ile alakan kalmaz. Aldatılmak, kandırılmak, kullanılmak, çok gerilerde kalır. Bu kitapta, şu anda Tanrıça Kadın olmayı başarmış olanların gerçek öyküsünü, kendi kalemlerinden bulacaksın. Rahim Gücünü kullanabilmen için gerekli adımları öğreneceksin. Ve en önemlisi, İlahi Koruma altına girebilmenin yollarını bulacaksın. Bir Tanrıça Kadın olmak ve Rahim Gücünü eline almak ister misin? Öyleyse bu kitapta bulacağın tüm uygulamaları yapmaya başlayabilirsin. * Kuaförüm Duygu' da gördüm, göz atmak için aldım, ısmarladım. Kitabı iade ettim. altı çizilmesi gereken çok güzel yazılar var. Bugün okulda, öğle molasında keyif alarak okumaya başladım. Bu arada biz Duygu ile okumakta olduğumuz kitaplar hakkında konuşmayı, birbirimize önerilerde bulunmayı çok seviyoruz.

20 Şubat 2025 Perşembe

Mavi Gözlü Dev

O mavi gozlu bir devdi Minnacik bir kadin sevdi Kadinin hayali minnacik bir evdi Bahcesinde ebrulii Hanimeli Acan bir ev Bir dev gibi seviyordu dev Ve elleri oyle buyuk isler icin Hazirlanmisti ki devin Yapamazdi yapisini Calamazdi kapisini Bahcesinde ebrulii Hanimeli Acan evin O mavi gozlu bir devdi Minnacik bir kadin sevdi Miniminnacikti kadin Rahata acikti kadin Yoruldu devin buyuk yolunda Ve "Elveda" deyip mavi gozlu dev'e Girdi zengin bir cucenin kolunda Bahcesinde ebrulii Hanimeli Acan eve Nazım HİKMET

Sevebilme İhtimali

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! Yılmaz ERDOĞAN

18 Şubat 2025 Salı

Sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı Behçet NECATİGİL

15 Ocak 2025 Çarşamba

Özdeğer Günlüğü

 

Benimle bir farkındalık yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?

  Özdeğer Günlüğü aslında benim kişisel gelişim serüvenimin bir ürünü. İçinde göreceğiniz her derleme, benim uyguladığım rutinlerden doğdu. Bu günlük, sadece sayfalar ve satırlar değil; benim hayatımda deneyimlediğim, bana değer katan anların bir yansıması.

 
 Kendimize olan bakışımız, hayatımızın yönünü belirleyen en önemli pusula.
 
Bu günlükle, gerçek değerinizi keşfedin, kendinize olan inancınızı tazeleyin ve hayatınızı, her gün biraz daha, kendi istediğiniz şekle sokun. Özdeğer Günlüğü sadece bir organizasyon aracı değil; aynı zamanda hayatınıza yön veren, sizi motive eden ve her gün biraz daha iyi bir versiyonunuz olmanız için yanınızda olan bir dost.
 
Farkındalık yolculuğuna atılan her adım, kişisel bir evrimin ve cesaretin yansımasıdır. Özdeğer Günlüğü’nü elinize aldığınızda, benimle birlikte kendi içsel yolculuğunuzda da bir adım atmış olacaksınız. Sizinle aynı yolda yürüdüğüm için ve bu özel deneyimi benimle paylaştığınız için kalbimin en derin yerlerinden teşekkür ederim.

 (Tanıtım Bülteninden)

 

Özgüvenin Kilidi

 


Kendinizden şüphe duymayı nasıl bir kenara bırakacağınızı öğrenin ve aklınıza koyduğunuz her şeyi başarma yolunda adımlar atın. 

 
 ÖZ GÜVENSİZLİĞİ AŞMAK 
KENDİNİZE İNANMAK 
İÇİNİZDEKİ ELEŞTİRMENE MEYDAN OKUMAK 
HAREKETE GEÇMEK 
GÜÇLÜ YÖNLERİNİZİ ÖN PLANA ÇIKARMAK 
KENDİNDEN EMİN GÖRÜNMEK 
 
 
Herkes hayatın çeşitli evrelerinde öz güvensizlik yaşar; bu doğaldır. Ancak öz güven eksikliği sizi istediğinizi yapmaktan ve hedeflediğiniz başarılara ulaşmaktan alıkoyduğunda, harekete geçme zamanı gelmiştir. 
 
Dr. Jessamy Hibberd ve Jo Usmar, kendinize daha fazla inanmanızı ve en son bilişsel davranışçı terapi araştırmalarından faydalanılarak geliştirilmiş egzersizlerle tüm potansiyelinizi ortaya çıkarmanızı sağlayacak araçlar sunuyor. Dostane ve sonuç odaklı yaklaşımları, başarılarınızla gurur duymanıza, içgüdülerinize güvenmenize ve sezgileriniz doğrultusunda çalışmanıza olanak tanıyarak daha mutlu ve tatmin edici bir yaşam sürmenizi sağlayacak. 
 

14 Ocak 2025 Salı

Keşke' den İyiki' ye...


İnsanların senin yüzüne bakıp içinde kopan fırtınaları anlamalarını çaresizce beklemekten vazgeçmeye ne dersin? Ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu birinci ağızdan söylemeye ve kendi kalbi kırık haklılığının derin yalnızlığından azade olup “meğer yanılmışım” diyebilmeye var mısın? “İyi ki”leri huzurla kabul eden bir mutluluğa yelken açmaya hazır mısın? Çatık karşılığının onayı mı, güler yüzünün yanılgısı mı tercihin? Seni gerçekten mutlu edecek olan hangisi? Yalnızlık bazen dış dünyadan istediğini alamayanın kibirli geri çekilişi, bazen daha fazla örselenmekten korkanın sığınağı, bazen varlığı şaibeli bir efendinin talebi, bazen de yaratıcı eylemlerin ön koşulu olan bir tek başınalık halidir. Yani yalnızlık kiminin yarası, kiminin yara bandı, kiminin de yara merhemidir. Ancak ve ancak seni terk edebilme gücünü verdiğin birini gerçekten sevebilir, ancak ve ancak sana sadakatsizlik etme iradesini verdiğin birine gerçekten güvenebilirsin. “Bir terapist, danışanını dinlerken zihninden neler geçirir, o dünyada nasıl gezinir? Sevgili meslektaşım Erkin, öykülerinde terapinin nasıl sanat gibi icra edildiğini ve terapistin bir sanatçı edasıyla danışanlarına nasıl yaklaştığını sıcacık üslubuyla dört farklı öyküyle bizlerle paylaşmış. Bir solukta okuyacaksınız.” Klinik Psikolog Ceyla Taner